ALİ
1. Yüce, ulu, yüksek. 2. Orun bakımından en üstün.
Sesinden anlamına, kökeninden popülerliğine kadar dilediğiniz gibi süzün.
1. Yüce, ulu, yüksek. 2. Orun bakımından en üstün.
1. Dinî inançlara göre ilk yaratılan insan ve ilk peygamber. 2. İnsan, insanoğlu. 3. İnsanda bulunması gereken olumlu özelliklere sahip olan kimse.
1. İstek, dilek, arzu. 2. Amaç.
1. Nişan, rütbe. 2. Bir buluştan, bir haktan yararlanmak için devletçe verilen belge, patent. 3. Osmanlı İmparatorluğu'nda bir göreve atanan, aylık bağlanan, san, nişan veya ayrıcalık verilen kimseler için çıkarılan padişah buyruğu.
1. İyi ile kötü, doğru ile yanlış arasındaki farkı gösteren her şey. 2. Kur'an-ı Kerim.
1. Fetheden, zafer kazanan. 2. Açan, kapılar açan. 3. Osmanlı Padişahı II. Mehmet'in lakabı.
1. Seçilmiş, seçkin. 2. Hz. Muhammed'in adlarından.
1. Bilgi ve erdem bakımından olgunluk, yetkinlik, erginlik, eksiksizlik.2. En yüksek değer.
1. Hükümdar veya kumandan asası. 2. İşaret olarak yere dikilen çubuk. 3. Sonra gelen.4. Meriç ırmağının Edirne yöresindeki önemli bir kolu. 5. Uygur yazılarında geçen çok eski bir Türk adı.
1. Güzel. 2. İyi ve hayırlı iş.
1. Masumluk, günahsızlık, temizlik. 2. Haramdan çekinme, namus.
1. Parlayan. 2. Hz. Musa'nın ağabeyi.
1. Kuvvetli, güçlü, kudret sahibi. 2. Değer, onur, kıymet, şeref.3. Allah’ın adlarındandır.
1. Elverişli, iyi, uygun, yakışır. 2. Yetkisi, hakkı olan. 3. Dinin buyruklarına uygun harekette bulunan.
1. Ulusal veya dinsel bakımdan önemi olan, kutlanan gün. 2. Sevinç, neşe.
Ummaktan doğan güven duygusu, ümit.
Sağlam, dayanıklı, güçlü.
1. Erkek. 2. Olağanüstü sezgileriyle birtakım gerçekleri gördüğüne inanılan kimse. 3. Deneyimli, akıllı kimseler. 4. Dost. 5. Hayırlı çocuk.
Yiğit, erkek soydan gelen kimse.
1. Erkek. 2. Özü sözü doğru olan.
1. Musevi dininin kurucusu, İsrail peygamberi ve kanun koyucusu. 2. Bir vasiyeti yerine getirmekle görevli kimse.
1. Yüz güzelliği, güzellik. 2. Güzel yüz.
Zafer kazanmış, üstün.
Çok anlayışlı ve sezgili kimse.
1. Türk, Moğol ve Tatar hanları için "hükümdarlar hükümdarı" anlamında kullanılan bir unvan.2. Osmanlı padişahlarına verilen unvan.
1. Soyluluk. 2. Cömertlik, el açıklığı, bağış.
Askerin başı, kumandan, komutan.
1. İyilik etme, iyilik. 2. Bağış, bağışlama. 3. Bağışlanan şey.
1. Bilme, anlama 2. Kültür, ekin. 3. Tasavvufta, evrenin sırlarını bilme gücü.
Sadık, samimi, dost.
1. Haram kılınmış. 2. Ay takviminin birinci ayı, aşure ayı.
1. Sahip. 2. Ermiş, eren. 3. Bir çocuğun her türlü durumundan sorumlu olan kimse.
Anlayışlı, kavrayışlı, zekâ sahibi.
1. Amaca ulaşma, başarı. 2. Düşmanı yenme, üstün gelme, utku.
1. Allah’ın yarlıgaması, mağfireti. 2. Dört büyük Peygamberden Hristiyanlığın kurucusu, doğumu Türkiye’de ve Batı’da takvim başlangıcı sayılan peygamber.
1. Olgun, yetkin kimse. 2. Kültürlü, bilgili, bilgin. 3. Bütün, tam, eksiksiz.
1. İnanılır, güvenilir. 2. Sakıncasız, tehlikesiz. 3. Kuşkusu olmayan.
1. Hükümdar, şah. 2. İran mitolojisinde şarabı bulan. 3. Ar. Toparlanma, bir araya gelme.
1. Elçi. 2. Peygamber.
Yücelik, ululuk, değer.
Sağlam, kusursuz, doğru.
1. Açık deniz. 2. Çok geniş. 3. İyi, güzel, temiz, sağlam.
Yardımcılar, koruyucular.
Oldukça büyük boylu, yırtıcı kuş.
1. Düz arazide veya açık denizde gökle yerin birleşir gibi göründüğü yer. 2. Anlayış, kavrayış, görüş, düşünce gücü. 3. Çevre, dolay.
1. Ruh. 2. Güç, dirilik. 3. İnsanın kendi varlığı, özü. 4. Gönül. 5. Çok içten, sevimli, şirin kimse.
1. Güzel. 2. Allah’ın sıfatlarından biri.
1. Arabi ayların dokuzuncusu, oruç tutulan ay. 2. Bu ayda doğanlara verilen ad.
1. Hükümdar, imparator. 2. Eskiden Moğol İmparatorlarına verilen san.
Ömür süren, yaşayan, yaşamış.