HİLAL
Ayın ilk günlerdeki durumu, yeni ay, ayça.
Sesinden anlamına, kökeninden popülerliğine kadar dilediğiniz gibi süzün.
Ayın ilk günlerdeki durumu, yeni ay, ayça.
1. Arap alfabesinin ilk harfi. 2. İnce uzun boylu kız. 3. Alışmış, alışkın.
Yüzü pek beyaz ve parlak olan kimse.
1. Padişah, hükümdar. 2. Hükümdar ailesinden olan kadınlara verilen ad. 3. Sevilen, beğenilen, baş tacı edilen.
Beyaz, kırmızı veya sarı renkli, kokulu çiçekler açan bir ağaççık.
1. Cennete benzetilerek yapılan bahçe. 2. Efsanelerde, masallarda ve edebiyatta adı geçen mutluluk simgesi olan şehir veya bahçe.3. Eşi benzeri olmayan, özel ve heybetli olan.
1.Tanrı ile insan arasında aracılık yaptığına ve nurdan olduğuna inanılan manevi varlık.2. Terbiyeli, uysal kimse.
1. Kaş. 2. Kâğıt süslemeciliğinde kullanılan, mottifli boyama yöntemi.
1. Güzel. 2. Hoşa gitmek için yaranma.
Sevgili, gönül verilen, âşık olunan.
1. Deniz. 2. Çok bilgili, engin kimse. 3. Çok, pek çok.
1. Gece. 2. Saçları gece gibi simsiyah olan kadın. 3. Arabi ayların son gecesi.
1. Kuzey yarım kürede 21 Martta gündüz gece eşitliğiyle başlayarak 22 Haziranda gün dönümü ile biten, kış ve yaz arasındaki mevsim.2. Bu mevsimde açan çiçekler ve yapraklar. 3. Gençlik çağı.
1. Hanım. 2. Abla. 3. Küçük kardeş.
İyilik bilme, gönül borcu, minnettarlık.
1. Süzgün ve yan bakış. 2. Çenedeki veya yanaktaki çukurluk.
1. Aşk, sevgi. 2. İstek, heves, arzu. 3. Aşırı sevgiden doğan bir tür hastalık.
1. İstek, dilek. 2. Heves.
Sabahın gün doğmadan önceki zamanı, tan ağartısı.
İsyan eden.
En büyük, çok büyük olan.
1. Taş, kaya. 2. İsmail Peygamber’in annesinin adı.
1. Kadın. 2. Bayan, hanım. 3. Eş, zevce. 4. Eskiden yüksek kişilikli kadınlara veya hakan eşlerine verilen san.
Gökyüzü.
Kimi nesne, olay veya kişilerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim, his.
1. İkinci. 2. Dakikanın altmışta biri.
1. Davranış, tavır. 2. Naz, işve.
1. Tatlı düş. 2. Kuruntu, vehim, hayal.
Rahat ve huzur içinde yaşayan.
1. Güzellik, iyilik, hoşluk. 2. Cennette bulunduğuna inanılan, kökü yukarıda, dalları aşağıda büyük bir ağaç.
1. Ses. 2. Yankı.
1. Sevgi. 2. Bir kimsede bulunan ve o kimseyi başkalarına sevdiren özellik.
1. Peygamber İsa’nın annesi. 2. Dindar kadın.3. İbr. İsyan, ayaklanma.
1. Övme, övüş. 2. Işık, şimşek parıltısı.
1. İyilik, bağış, lütuf. 2. Mutluluk, saadet.3. Yiyecek, içecek, azık.
1. Alın yazısı, yazgı. 2. Genellikle kaçınılmaz kötü talih.
1. Dinî inanışına göre, iyilik yapanların, günahsızların, öldükten sonra sonsuz mutluluğa kavuşacakları yer, uçmak. 2. Çok güzel, ferah yer, bahçe.
Gökyüzü.
Yuvarlak biçimde, çok küçük miktarda su vb. sıvı.
1. Aydınlatılmış, ışıklı, parlatılmış. 2. Aydın.
1. Şerefli, kutsal. 2. Soylu, temiz.
1. Kadın hükümdar.2. Padişah karısı.
Çok beyaz, daha ak; çok temiz, lekesiz.
Güzel kokulu bir süs bitkisi, fesleğen.
Eşi benzeri olmayan, tek, eşsiz, üstün.
1. Övülmeye değer. 2. Hamdeden, şükreden
1. Kraliçe . 2. Güzel kız.
1. Elverişli, iyi, uygun, yakışır. 2. Yetkisi ve hakkı olan. 3. Dinin buyruklarına uygun harekette bulunan.
1. Metal eşya üzerine vurulan renkli cam katmanı. 2. İnce ve parlak nakış. 3. Çiçekleri başak durumunda, alacalı, mavi veya menekşe renginde, ıtırlı bir bitki.
1. El değmemiş bakire kız. 2. Delinmemiş inci. 3. Ayak basılmamış kum. 4. Medine’nin diğer bir adı. 5. Hz. Meryem’e verilen ad.